<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Konular Sınavlar Yazılı Soruları ve Cevapları &#187; Türk Edebiyatı</title>
	<atom:link href="http://www.okuldersi.com/dersler/lise-dersleri/turk-edebiyati/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.okuldersi.com</link>
	<description>Edebiyat Matematik İngilizce Fizik Kimya Biyoloji</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Jul 2010 02:55:28 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>&#8220;Ü&#8221; Harfiyle Başlayan Deyimler</title>
		<link>http://www.okuldersi.com/u-harfiyle-baslayan-deyimler/</link>
		<comments>http://www.okuldersi.com/u-harfiyle-baslayan-deyimler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 May 2010 20:41:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA["Ü" Harfiyle Başlayan Deyimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuldersi.com/u-harfiyle-baslayan-deyimler/</guid>
		<description><![CDATA[Üç aşağı beş yukarı: Az bir farkla az fazla ya da az eksik olmak üzere yaklaşık olarak.&#8221;Üç aşağı beş yukarı anlaşırız merak etme.&#8221;

Üç buçuk atmak: Çok korkmak korku içinde olmak istenmeyen bir durum olacak diye korkup durmak.
Üçe beşe bakmamak: Alışverişte fiyat konusunda küçük farkları önemsememek almak ya da satmak konusunda cimri davranmamak.&#8221;İstediğini üçe beşe bakma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Üç aşağı beş yukarı: Az bir farkla az fazla ya da az eksik olmak üzere yaklaşık olarak.&#8221;Üç aşağı beş yukarı anlaşırız merak etme.&#8221;</p>
<p><span id="more-5677"></span></p>
<p>Üç buçuk atmak: Çok korkmak korku içinde olmak istenmeyen bir durum olacak diye korkup durmak.</p>
<p>Üçe beşe bakmamak: Alışverişte fiyat konusunda küçük farkları önemsememek almak ya da satmak konusunda cimri davranmamak.&#8221;İstediğini üçe beşe bakma mutlaka al.&#8221;</p>
<p>Üç otuzluk: Yaşı hayli ilerlemiş (kimse).</p>
<p>Ümidini kesmek: Artık ummaz olmak olacağını beklememek kavuşamayacağını anlamak.&#8221;Ümidimi kestim iyice kocam artık geri dönmeyecek.&#8221;</p>
<p>Ümitsizliğe düşmek: Gerçekleşmeyeceğine olmayacağına inanmak.&#8221;Ümitsizliğe düşme bu kadar belki geri gelir.&#8221;</p>
<p>Ün kazanmak: Adı her yerde duyulmak şöhreti herkesçe bilinir olmak.&#8221;O cihana ün salmış bir güreşçidir.&#8221;</p>
<p>Üst baş: Kılık kıyafet giyim kuşam.&#8221;Üstüne başına hiç bakmaz ki o.&#8221;</p>
<p>Üste çıkmak: Suçlu olduğu hâlde suçsuz durumda olduğunu söyleyip karşısındakini suçlamak.&#8221;Bir an önce bu işten kurtulmak için üste çıkmayı başarmalıyım diye geçirdi içinden.&#8221;</p>
<p>Üstesinden gelmek: Becermek üzerine aldığı işi başarmak yapmak.&#8221;Hiç endişelenme sen üstesinden gelecektir o işin.&#8221;</p>
<p>Üste vermek: Fazladan ödeme yapmak.&#8221;Üste bir milyon verdiler ama bu arabayı değişmedim.&#8221;</p>
<p>Üst perdeden konuşmak: 1. Üstünlük taslayarak konuşmak. 2. Çok yüksek sesle konuşmak.&#8221;Üst perdeden konuşmaya bayılır.&#8221;</p>
<p>Üstü başı dökülmek: Kılık ve kıyafeti çok eski olmak perişan durumda bulunmak.</p>
<p>Üstü kapalı konuşmak: Açık kesin ifadeler kullanmadan konuşup dinleyenin kavrayışına bırakmak.&#8221;Niçin üstü kapalı konuştuğunu bir türlü anlayamıyordu.&#8221;</p>
<p>Üstünde durmak: Bir işe önem vermek o işle yakından ilgilenmek uğraşmak.&#8221;Şu işin üstünde dur biraz yoksa sonun kötü olacak.&#8221;</p>
<p>Üstünde kalmak: Artırma ya da eksiltme sırasında onda kalmak. 2. Suçlanmak.&#8221;Onlar kaçıp gittiler kabahat bizim üstümüzde kaldı.&#8221;</p>
<p>Üstünden atmak: Başından savmak bir şeyi ödev olarak kabul etmemek başkasını ilgilendirdiğini belirtmek.&#8221;Bu iş senin sakın üstünden atayım deme.&#8221;</p>
<p>Üstünden dökülmek: Bir giysi bol ve biçimsiz olmak yakışmamak.</p>
<p>Üstünden (şu kadar zaman) geçmek: Aradan (şu kadar) zaman geçmek.&#8221;Üstünden şu kadar zaman geçmesine rağmen hâlâ borcunu ödemedi.&#8221;</p>
<p>Üstüne almak: 1. Alınmak bir hareketin kendisine karşı yapıldığını sanarak kaygılanmak. 2. Bir görevi üstlendiğini kabul etmek.&#8221;Her sözü üstüne alma lütfen!&#8221;</p>
<p>Üstüne atmak: Kendi kaptığı bir suçu birine yüklemek.&#8221;Camı kendi kırdı ama suçu arkadaşının üstüne attı.&#8221;</p>
<p>Üstüne basmak: 1. Yerinde bir fikir beyan etmek. 2. İyice belirtmek.&#8221;Üstüne basa basa anlat baban çok mağdurmuş de!&#8221;</p>
<p>Üstüne bir bardak (soğuk) su içmek: O işten umudunu kesmek o işin olacağına inanmamak parasını ya da malını almaktan vazgeçmek.&#8221;Verecek mi? Sen o paranın üstüne bir bardak soğuk su iç!&#8221;</p>
<p>Üstüne (üzerine) düşmek: 1. Bir şeyi elde etmek için çok uğraşmak. 2. (Çocuğu) sevme ya da korumada çok ileri gitmek.&#8221;Şu çocuğun üstüne bu kadar düşmeyelim şımardıkça şımarıyor neredeyse başımıza çıkacak.&#8221;</p>
<p>Üstüne fenalık gelmek: Aşırı ölçüde sıkılmak çok bunalmak.</p>
<p>Üstüne geçirmek: 1. Bir malın tapusunu kendi üzerine yazdırmak ya da çıkartmak. 2. Bir çocuğu evlât edinmek kendi nüfusunu kaydettirmek.&#8221;Evi üstüne geçirmiş dedem doğru mu?&#8221;</p>
<p>Üstüne gelmek: Bir şey konuşulurken ya da yapılırken çıkagelmek.</p>
<p>Üstüne gül koklamamak: Sevdiği birinden başkasını sevmemek başkası ile ilişki kurmamak.</p>
<p>Üstüne (yatmak) oturmak: Hiç hakkı değilken başkasının malını kendine mal etmek.&#8221;Vakıf mallarının üstüne oturdu adam nasıl yaptı vicdanı nasıl el verdi bilmiyorum.&#8221;</p>
<p>Üstüne titremek: Pek fazla sevgi özen göstermek; zarar gelmesin diye itinalı davranmak.&#8221;Öğrencilerinin üstüne böyle titreyen bir öğretmen daha görmedim.&#8221;</p>
<p>Üstüne toz kondurmamak: Bir şeyin kusur eksiği olduğunu kabul etmemek.&#8221;Çocuğunun üstüne hiç toz kondurmuyor.&#8221;</p>
<p>Üstüne tuz biber ekmek: Bir üzüntüyü derdi kusuru artıracak durum oluşturmak.</p>
<p>Üstüne üstüne gitmek: 1. Bir konuda bir kimseye sürekli baskı yapmak. 2. Güç bir şeyden yılmayıp sonucu tehlikeli de olsa çekinmeden o şeyle uğraşmak.&#8221;Biliyorum zor ama üstüne üstüne gitmelisin ancak o zaman başarabilirsin.&#8221;</p>
<p>Üstüne varmak: 1. Bir şeyi yapmasını zorlayarak istemek. 2. Bir kadın evli bir erkekle evlenmek.&#8221;Demek tükürdü sana; üstüne varma zorlama demedim mi sana?&#8221;</p>
<p>Üstüne yıkmak: 1. Kendi işlediği bir suçu başkasına yüklemek. 2. Kendisinin de sorumlu olduğu bir işin ağırlığını başkasına yüklemek.&#8221;Evin geçim yükünü annenin üstüne yıkmışlar sorumsuzca yaşıyorlar.&#8221;</p>
<p>Üstüne yürümek: Yıldırmak korkutmak amacıyla saldıracakmış gibi yapmak; ya da saldırmak.&#8221;Öfkeyle delikanlının üstüne yürüdü.&#8221;</p>
<p>Üvey evlât gibi tutmak (saymak) : Horlamak haksızlık etmek iyi davranmamak küçümsemek.&#8221;Dokunma bana beni hep üvey evlât gibi tuttun ne zaman yaklaştıysam sana köşe bucak kaçtın benden.&#8221;</p>
<p>Üzüm üzüm üzülmek: Haddinden fazla çok üzülmek.&#8221;Anneciği üzüm üzüm üzülüyor ama bir çare bulamıyordu.&#8221; </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuldersi.com/u-harfiyle-baslayan-deyimler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;V&#8221; Harfiyle Başlayan Deyimler</title>
		<link>http://www.okuldersi.com/v-harfiyle-baslayan-deyimler/</link>
		<comments>http://www.okuldersi.com/v-harfiyle-baslayan-deyimler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 May 2010 20:40:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA["V" Harfiyle Başlayan Deyimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuldersi.com/v-harfiyle-baslayan-deyimler/</guid>
		<description><![CDATA[Vadesi gelmek (yetmek): 1. Ömrü sona ermek eceli gelmek ölmek. 2. Süresi dolmak ödeme zamanı gelmek.&#8221;Vadesi geldi geçiyor ama senet sahibi hâlâ ortalıkta görünmüyor.&#8221;

Vakit geçirmek: Oyalanmak bazı şeylerle meşgul olarak zamanın geçmesini sağlamak.&#8221;Top oynayarak vakit geçirebiliriz sanırım.&#8221;
Vakit kazanmak: 1. Karşı tarafı oyalayarak zamanı uzatmak. 2. Bir şeye ayrılan ya da harcanan zamanı uzatmak.&#8221;Sen onu meşgul [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vadesi gelmek (yetmek): 1. Ömrü sona ermek eceli gelmek ölmek. 2. Süresi dolmak ödeme zamanı gelmek.&#8221;Vadesi geldi geçiyor ama senet sahibi hâlâ ortalıkta görünmüyor.&#8221;</p>
<p><span id="more-5676"></span></p>
<p>Vakit geçirmek: Oyalanmak bazı şeylerle meşgul olarak zamanın geçmesini sağlamak.&#8221;Top oynayarak vakit geçirebiliriz sanırım.&#8221;</p>
<p>Vakit kazanmak: 1. Karşı tarafı oyalayarak zamanı uzatmak. 2. Bir şeye ayrılan ya da harcanan zamanı uzatmak.&#8221;Sen onu meşgul et ki hemen yola çıkmasın bu sayede biz de biraz vakit kazanmış oluruz.&#8221;</p>
<p>Vakitli vakitsiz: Rastgele bir zamanda gelişigüzel uygun bir zamanı gözetmeden.&#8221;Vakitli vakitsiz gelip giderdi evine.&#8221;</p>
<p>Vaktini almak: Epey zaman harcanmasını gerektirmek başka bir işe ayrılmış zamanı tutmak.&#8221;Vaktini alıyorum ama başka çarem de yok.&#8221;</p>
<p>Vaktini öldürmek: Zamanını yararsız gereksiz boş işlerle ya da hiç iş yapmadan boş yere geçirmek.&#8221;Bu kazanç getirmeyen işle bütün vaktini öldürecek misin yani?&#8221;</p>
<p>Vaktini şaşmamak: Tam zamanında.&#8221;Vaktini şaşmaz o göreceksin şimdi gelecek.&#8221;</p>
<p>Vara yoğa karışmak: Her şeye üstüne lâzım olsun olmasın her işe karışmak.&#8221;Üvey annemin vara yoğa karışmasından bıkmış usanmıştım iyice.&#8221;</p>
<p>Varlık göstermek: Beğenilir bir iş yapmak; kendini kanıtlayacak göze görünür bir görevini yerine getirmek; kendini göstermek.&#8221;Oynadığı ilk oyunda bir varlık gösteremedi.&#8221;</p>
<p>Varlıkta darlık çekmek: Elinde her imkân olduğu hâlde bunlardan yararlanamamak sıkıntıya düşmek. </p>
<p>Vay canına!: Şaşma öfke duygusunu dile getirmek için kullanılır.</p>
<p>Vebali boynuna olmak: Bir işin günahını yüklenmek.</p>
<p>Velveleye vermek: Gereksiz bir heyecana telâşa düşürmek.&#8221;Bir anda ortalığı velveleye verdiler; bağırmaya sağa sola koşmaya başladılar.&#8221;</p>
<p>Verip veriştirmek: Ağır sözler söylemek ağzına ne gelirse söylemek.&#8221;Yüzüne karşı verip veriştirdi ama o tek kelime bile söylemedi.&#8221;</p>
<p>Veryansın etmek: Hiç insaf göstermeden acımadan saldırmak; ağzına geleni söylemek.</p>
<p>Vıcık vıcık: Sulu ve gevşek olmak basıldığında ses çıkarmak.&#8221;Etraf vıcık vıcık çamurdu yürüyemiyorduk.&#8221;</p>
<p>Vıdı vıdı etmek: Söylenip durmak hemen her şeyi eleştirip beğenmediğini söyleyerek durmadan konuşmak etrafındakileri rahatsız etmek.&#8221;Sus artık vıdı vıdı edip kafamı şişirdiğin yeter.&#8221;</p>
<p>Vız gelmek (vız gelip tırıs gitmek): Hiç önemsememek aldırış etmemek.&#8221;Onun sözleri vız gelir bana önce kendine söz geçirsin.&#8221;</p>
<p>Viraneye çevirmek: Yakıp yıkmak yıkıntı durumuna getirmek harap etmek.&#8221;Beş gün geçmeden viraneye çevirdiler evi.&#8221;</p>
<p>Voli vurmak: Haksız olarak kazanç elde etmek vurgun vurmak.</p>
<p>Volta atmak: Bir aşağı bir yukarı dolaşmak gidip gelmek.&#8221;Canımız sıkıldıkça avluda volta atıp dururduk.&#8221;</p>
<p>Vur abalıya: Bütün yükün yumuşak huylu kişiye yüklenmesi; sessiz güçsüz kimsenin hırpalanması hakkının çiğnenmesi durumunda karşıdaki kişiye sitem yollu söylenir.</p>
<p>Vur dedikse öldür demedik ya!: Bir isteği dileği yerine getirirken aşırılığa kaçıp da işi berbat edene karış söylenir.</p>
<p>Vurduğu yerden ses getirmek: Eli ağır olmak çok kuvvetli vurmak.</p>
<p>Vurdumduymaz Kör Ayvaz: Umursamaz aldırmaz duygusuz ve kayıtsız kimse.</p>
<p>Vur patlasın çal oynasın: Aşırı zevk ve eğlence; aşırı zevk ve eğlenceye düşkün kimsenin parasını bu yolda harcamasını anlatır.&#8221;Vur patlasın çal oynasın sabaha kadar tepinip durdular.&#8221;</p>
<p>Vurucu güç: Çok etkin silâhlarla donatılmış özel eğitim görmüş askerî birlik.&#8221;Ordu içinde vurucu bir gücün oluşturulması konusunda fikir birliğine vardılar.&#8221;</p>
<p>Vücuda getirmek: Oluşturmak meydana getirmek var etmek.&#8221;Bütün bu canlıları Yüce Allah`tan başka kim var edebilir ki?&#8221;</p>
<p>Vücudunu ortadan kaldırmak: Öldürmek.&#8221;Sabaha kadar adamın vücudunu ortadan kaldırın yoksa başımıza çok iş açacak.&#8221;  </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuldersi.com/v-harfiyle-baslayan-deyimler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Y&#8221; Harfiyle Başlayan Deyimler</title>
		<link>http://www.okuldersi.com/y-harfiyle-baslayan-deyimler/</link>
		<comments>http://www.okuldersi.com/y-harfiyle-baslayan-deyimler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 May 2010 20:39:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA["Y" Harfiyle Başlayan Deyimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuldersi.com/y-harfiyle-baslayan-deyimler/</guid>
		<description><![CDATA[Ya Allah deyip (atılmak): Cenab-ı Hak`a sığınarak (atılmak).&#8221;Ya Allah deyip düşmanın üzerine atıldı.&#8221;

Yabana atmak: Önem vermemek önemsiz görüp dikkate almamak üzerinde durmamak.&#8221;Babanın sözlerini sakın yabana atayım deme.&#8221;
Yabancılık çekmek: Bir iş ya da çevrede yabancı olmaktan dolayı ortaya çıkan zorlukların etkisinde kalmak.&#8221;Ona hiç yabancılık çektirmedi.&#8221;
Ya bu deveyi gütmeli ya bu diyardan gitmeli: &#8220;Bu işi mutlaka yapmalısın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ya Allah deyip (atılmak): Cenab-ı Hak`a sığınarak (atılmak).&#8221;Ya Allah deyip düşmanın üzerine atıldı.&#8221;</p>
<p><span id="more-5675"></span></p>
<p>Yabana atmak: Önem vermemek önemsiz görüp dikkate almamak üzerinde durmamak.&#8221;Babanın sözlerini sakın yabana atayım deme.&#8221;</p>
<p>Yabancılık çekmek: Bir iş ya da çevrede yabancı olmaktan dolayı ortaya çıkan zorlukların etkisinde kalmak.&#8221;Ona hiç yabancılık çektirmedi.&#8221;</p>
<p>Ya bu deveyi gütmeli ya bu diyardan gitmeli: &#8220;Bu işi mutlaka yapmalısın başka yolu yok aksi taktirde burada kalamazsın.&#8221; anlamında kullanılır.</p>
<p>Ya devlet başa ya kuzgun leşe: &#8220;Giriştiğim iş beni ya büyük bir varlığa ve mevkiye ulaştıracak ya da mahvedecek batıracak&#8221; anlamında söylenir.</p>
<p>Yad eller: 1. Baba ocağından uzak yerler gurbet. 2. Yabancı kimseler yabancılar.&#8221;Yiğidim yad ellerde kalmasın dönsün geri Rabbim.&#8221;</p>
<p>Yâd etmek: Anmak hatırlamak.&#8221;Seni her gün yad ederiz buralarda.&#8221;</p>
<p>Yağ bağlamak: Semirmek üzerine biriken yağ katılaşmak.</p>
<p>Yağ bal olsun: &#8220;Yediğin içtiğin helâl ve afiyet olsun&#8221; anlamında söylenir.</p>
<p>Yağcılık etmek: Dalkavukluk etmek övmek pohpohlamak.&#8221;Öğrenci öğretmenine yağ çekiyor gözünün içine bakıyor bu şekilde iyi not alacağını sanıyordu.&#8221;</p>
<p>Yağlı ballı olmak: Araları çok iyi içli dışlı samimi olmak.&#8221;Öyle yağlı ballı olmuşlardı ki birbirlerine her şeylerini anlatıyorlardı.&#8221;</p>
<p>Yağlı kapı: Çalıştırdığı kimselere bol kazanç sağlayan kimse kuruluş aile ya da yer.&#8221;Herkese nasip olmaz öyle yağlı kapı.&#8221;</p>
<p>Yağlı kuyruk: Kolayca ve bolca yararlanılabilecek kaynak; basitçe sömürülebilecek iş veya kimse.&#8221;Bulmuşsun bir yağlı kuyruk çek babam çek!&#8221;</p>
<p>Yağlı müşteri: Bol paralı çok alışveriş yapan zengin alıcı.&#8221;İki üç yağlı müşterimiz de olmasa kapamak zorunda kalacağız bu dükkânı.&#8221;</p>
<p>Yağma gitmek: Bir şey çok alıcı bulup çok satılmak kolay müşteri bulmak.&#8221;Kapanın elinde kalıyor yağma gidiyor koş koş sen de yetiş!..&#8221;</p>
<p>Yağma Hasan`ın böreği: Hakkı olanın da olmayanın da kolayca yararlandığı kimsenin korumadığı her yanından sömürülen kaynak.</p>
<p>Yağma yok: &#8220;Öyle şey olmaz buna izin vermezler kolay kolay elde edemezsin&#8221; anlamında bir tutumun ya da davranışın yanlışlığı ifade etmek için kullanılır.</p>
<p>Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak: Bir tehlikeden güç bir durumdan kaçarken daha kötüsüyle karşılaşmak.</p>
<p>Yağmur yağarken küpünü doldurmak: Kazanma fırsatı varken ondan yararlanıp para veya mal edinmek.&#8221;Bana bak aslanım daha ne istiyorsun yağmur yağarken küpünü doldur yoksa pişman olursun.&#8221;</p>
<p>Yağ tulumu: Çok şişman çok yağlı.&#8221;Birkaç ay sonra yağ tulumu olacak şuna birisi söylese de çok yemese.&#8221;</p>
<p>Ya herrü (herro) ya merrü (merro): &#8220;Tehlikeyi göze aldık giriştiğimiz işte ya batar ya da çıkarız&#8221; anlamında kullanılır.</p>
<p>Yahudi pazarlığı: Tarafların çıkarlarını düşünerek çekişe çekişe yaptıkları pazarlık.&#8221;Benimle Yahudi pazarlığı yapmaya kalkma lütfen.&#8221;</p>
<p>Yakadan atmak: Savıp kurtulmak başından atmak. &#8220;İnan onu yakamdan atmaya çalışıyorum.&#8221;</p>
<p>Yaka paça: Hiçbir itiraz dinlemeden zorla kuvvet kullanarak (götürmek).&#8221;Polisler adamı yaka paça götürdüler.&#8221;</p>
<p>Yakası açılmadık: Hiç duyulmadık bilinmedik ayıp söz küfür.</p>
<p>Yakasına sarılmak: İstediği şeyi almak ya da dövmek için tutup bırakmamak zorlamak.&#8221;Çocuk annesinin yakasına sarılmış balon diye ağlıyordu.&#8221;</p>
<p>Yakasına yapışmak: Hesap sormak ya da bir şey istemek için tutup bırakmamak.&#8221;Beni de götüreceksin diye yakama yapıştı ben de getirmek zorunda kaldım.&#8221;</p>
<p>Yakasını bırakmamak: Bezdirecek kadar üstüne düşmek ısrar etmek yanından ayrılmamak.&#8221;Ne olursa olsun yakasını bırakmayıp paramı alacağım ondan.&#8221;</p>
<p>Yakasını kaptırmak: Bir şeyin bir kimsenin etkisinden kendisini kurtaramamak ona bağlanmış olmak.</p>
<p>Yakayı sıyırmak: Kurtulmak kaçmak.&#8221;Çok şükür şu adamdan yakayı sıyırdık.&#8221;</p>
<p>Yaka silkmek: Bıkıp usanmak; bir iş durum yer ya da kimsenin olumsuz yanlarından tedirginlik duyduğunu belirtmek.&#8221;Doğrusu yaka silkinecek bir iş seninki de.&#8221;</p>
<p>Yakayı ele vermek: Yakalanmak kaçamayarak ele geçmek.&#8221;Mahallenin hırsızı sonunda yakayı ele verdi.&#8221;</p>
<p>Yakayı kurtarmak: Umulmazken bir işten ya da kimseden kurtulmak kaçmak.&#8221;Bu pis işten yakayı nasıl kurtardık hâlâ anlayabilmiş değilim.&#8221;</p>
<p>Yakınlık duymak: Birine karşı sevgi ve ilgi duymak yabancılık hissetmemek.&#8221;Hayatta yakınlık duyduğum tek insandı.&#8221;</p>
<p>Yakışık almamak: Yerinde olmamak uygun düşmemek yaraşmamak.&#8221;Çocuğu herkesin içinde azarlaman hiç de yakışık almadı.&#8221;</p>
<p>Yalancı pehlivan: Yapamayacağı bir işi yapabilecekmiş gibi görünen kimse palavracı.&#8221;Yalancı pehlivanın biridir o ona güvenmeyin.&#8221;</p>
<p>Yalancısı olmak: Doğruluğu bilinmeyen inanılmayacak sözleri bir başkasından işiterek söylemiş olmak.&#8221;Ben şefin yalancısıyım müdür ihalelerde insiyatifini kullanıyor ve rüşvet yiyormuş.&#8221;</p>
<p>Yalan dolan: Hile düzen dalavere yolsuz davranış&#8221;Yalan dolanla iş görmeye kalkanların başına işte bunlar gelir.&#8221;</p>
<p>Yalan yere: Gerçeğe uygun olmayarak.&#8221;Yalan yere adamı şikâyet ettiler.&#8221;</p>
<p>Yalayıp yutmak: 1. İştahla hiçbir şey bırakmadan yiyip bitirmek. 2. Kötü bir söz ya da davranış karşısında sessiz kalıp kabullenmek.&#8221;Sofradaki bütün yemekleri yalayıp yuttu.&#8221;</p>
<p>Yalpa vurmak: İki yana sağa sola; bir o yana bir bu yana sallanarak yürümek.&#8221;Nedendir bilmem yalpa vurarak yürüyordu.&#8221;</p>
<p>Yalvar yakar olmak: Çok yalvarıp yakarmak.</p>
<p>Yan bakmak: Beğenmeyerek kötü niyetle düşmanca bakmak.&#8221;Bu adamın her gün yan bakması artık canıma yetti!&#8221;</p>
<p>Yan basmak: 1. Aldanmak. 2. Kaypaklık edip dürüst davranmamak.&#8221;Sana tanınan bu fırsatı iyi değerlendir sakın yan basayım deme.&#8221;</p>
<p>Yan çizmek: Kendisine yüklenen bir görevden kaçmak.&#8221;Üç kişi yan çizdi demek ki ikimiz taşıyacağız bu bidonları.&#8221;</p>
<p>Yandan çarklı: 1. Şekeri yanına konmuş olan kahve veya çay.&#8221;Usta iki yandan çarklı yap!&#8221; 2. Bir omuzu düşük olarak yürüyen. 3. Çarkı yanda olan gemi.</p>
<p>Yan gelip yatmak: Yapacak işleri olduğu hâlde yapmamak rahatına bakmak keyfince yaşamak.&#8221;Hiç çalışmıyor yan gelip yatıyor akşama kadar.&#8221;</p>
<p>Yangına körükle gitmek: Anlaşmazlığı gerginliği kargaşalığı artırıcı her iki tarafı kışkırtıcı söz ve davranışlarda bulunmak.&#8221;Sen karışma çekil aralarından yangına körükle mi gitmek istiyorsun?&#8221;</p>
<p>Yan gözle bakmak: 1. Kötü niyetle düşmanca bakmak. 2. Göz ucuyla bakmak.&#8221;Tezgâhtaki mallara yan gözle bakıp geçti.&#8221;</p>
<p>Yanık ses: Hüzünlü çok dertli içindeki acıyı dile getiren ses.</p>
<p>Yanına bırakmamak: Kendisine yapılan kötülüklerin öcünü almak cezasını sert karşılıklarla vermek.&#8221;Bunu onun yanına bırakmayacağım.&#8221;</p>
<p>Yanına (kâr) kalmak: Kendisinden öç alınmamak yaptığı kötülük sert karşılık görmemek cezasız kalmak.&#8221;Adamın yaptığı yanına kâr kaldı nasıl adalet bu?&#8221;</p>
<p>Yanına salâvatla varılır: Çok öfkeli kızgın ve kibirlidir.</p>
<p>Yanından bile geçmemiş: Hiç ilgisi yok en ufak benzerliği bile yok.&#8221;Sen kardeşini bir görsen bu onun yanından bile geçmemiş.&#8221;</p>
<p>Yanıp tutuşmak: 1. Elde etmek için güçlü bir istek duymak elde edemediği için de büyük üzüntü içinde olmak. 2. Kuvvetli bir aşkla sevmek.&#8221;Bakan olmak isteğiyle yanıp tutuşuyordu.&#8221;</p>
<p>Yanıp yakılmak: Sızlanıp şikâyet etmek derdini döküp durmak.&#8221;Çoluk çocuk açtı kimse yardım elini de uzatmıyordu birine de yanıp yakılmayı bir türlü kendine yediremiyordu.&#8221;</p>
<p>Yanlış ata oynamak: Kazanmak için giriştiği işte tuttuğu yol dayandığı kimse dayanıksız ve çürük çıkmak dolayısıyla aldanmış olmak.</p>
<p>Yanlış kapı çalmak: İsteğinin yapılamayacağı bir yere başvurmak.&#8221;Meğer biz yanlış kapı çalmışız.&#8221;</p>
<p>Yan tutmak: Taraflardan birini desteklemek onun söz ve davranışlarını benimsemek yansız olmamak.&#8221;Yan tutmayıp tarafsız kalırsan senin için daha iyi olur.&#8221;</p>
<p>Yan yan bakmak: Düşmanca kötü niyetle bakmak.</p>
<p>Yapmadığını bırakmamak: Bütün kötülükleri yapmak eziyet etmek.</p>
<p>Yara açmak: 1. Bir şeyin yüzünde özellikle de vücudun bir yerinde yara oluşmasına sebep olmak. 2. Büyük dert acı üzüntü vermek.&#8221;Onun sözleri içimde bir yara açtı.&#8221;</p>
<p>Yaraya merhem olmak: Acil ihtiyaçları karşılamak.&#8221;Şu getirdiklerim yaraya merhem olur mu bilmem?&#8221;</p>
<p>Yardan atmak: Bir kimseyi aldatarak kazaya uğratmak tehlikeli bir durumun içine itmek türlü belâlara sokmak.&#8221;İnsan dostunu yardan atar mıymış?&#8221;</p>
<p>Yarı buçuk: Tam değil çok az tamamlanmamış baştan savma.</p>
<p>Yarım adam: Güçsüz sakat zayıf hasta kimse.&#8221;Ben bir yarım adamım diye beni hor göremezsiniz!&#8221;</p>
<p>Yarım ağızlı (söylemek): İsteksizce istemeye istemeye gönülsüzce (söylemek).&#8221;Demek sizi de yarım ağızla davet ettiler.&#8221;</p>
<p>Yarım yamalak: Gelişigüzel üstünkörü eksik ve kusurlu.&#8221;Ödevlerini bir daha yarım yamalak yapma!&#8221;</p>
<p>Yarından tezi yok: En kısa zamanda çok çabuk geciktirmeden.</p>
<p>Yarı yolda bırakmak: Verilen desteği yapılan yardımı sonuna kadar götürmemek.&#8221;Sana nasıl güvenebilirim beni kaç kez yarı yolda bıraktın.&#8221;</p>
<p>Ya sabır çekmek: Kötülüklere sıkıntılara üzücü olaylara karşı tepki göstermemeye çalışıp Cenab-ı Allah`tan kendisine sabır vermesini istemek.</p>
<p>Yaş Dökmek: Ağlamak.&#8221;Senin için az yaş dökmedi ailen.&#8221;</p>
<p>Yaşını başını almış (olmak): Yaşı epeyce ilerlemiş olmak yaşlanmış veya olgunlaşmış olmak.&#8221;Yaşını başını almış bir adamdır çekinmeyin gidin size olgun davranacaktır.&#8221;</p>
<p>Yaşını içine akıtmak: Hissettiği acıyı ızdırabı üzüntüyü belli etmemek; ağlamak isteğini bastırmak.</p>
<p>Yaş tahtaya (yere) basmamak: Kolay kolay tuzağa düşmemek uyanık davranmak.&#8221;O benim yaş tahtaya basmayacağımı iyi bilir.&#8221;</p>
<p>Yatağa düşmek: Hastalık yüzünden yatmak zorunda kalmak ayağa kalkamayacak durumda olmak.&#8221;Sizin yüzünüzden yatağa düştü çocukcağız.&#8221;</p>
<p>Yataklık etmek: Bir suçluya yardım etmek onu gizlemek barındırmak.</p>
<p>Yatak yorgan yatmak: Çok hasta olmak.&#8221;Bizim adam yatak yorgan yatıyor ne yiyor ne içiyor.&#8221;</p>
<p>Yatırım yapmak: Gelir amacıyla bir işe para yatırmak veya aynı amaçla önceden ortam hazırlamaya çalışmak.&#8221;Biz o arsayı yatırım yapmak için aldık.&#8221;</p>
<p>Yavaş gel: &#8220;Atıp tutma abartma ölçüsüz konuşma&#8221; anlamında kullanılır.</p>
<p>Yaya kalmak: 1. Taşıt ya da hayvana binmeden yürümek zorunda kalmak. 2. Yardımcısız kalmak güvendiği yer ve kişileri kaybetmek istediği şeyi yapamaz olmak.&#8221;İşte şimdi yaya kaldın ne yapacaksın görelim?&#8221;</p>
<p>Yayan yapıldak: Çıplak ayakla yayan.&#8221;Onca yolu yayan yapıldak yürüyecek.&#8221;</p>
<p>Yaygarayı basmak: Bağırıp çağırmak önemli bir nedeni olmadığı hâlde feryat etmek.&#8221;Elinden şekeri alınınca yaygarayı bastı.&#8221;</p>
<p>Yaz boz tahtasına çevirmek: Bir konuda birbirine uymayan kararlar almak kararsızlık yüzünden bir konuda sık sık fikir değiştirmek.</p>
<p>Yedeğe almak: Bağlayarak arkasından çekip götürmek.</p>
<p>Yedi canlı: Pek çok ölüm tehlikesi geçirip sağ kurtulan insan ya da hayvan.&#8221;Yedi canlı mısın nesin nasıl kurtuldun o kazadan?&#8221;</p>
<p>Yedi düvel: Bütün devletler herkes bütün dünya.&#8221;İstiklâl Savaşı`nı yedi düvele karşı verdik biz.&#8221;</p>
<p>Yediden yetmişe: En büyüğünden en küçüğüne eli ayağı tutan herkes.&#8221;Halk yediden yetmişe silâhlanmış düşmanı bekliyordu.&#8221;</p>
<p>Yediği naneye bak: Yersiz uygunsuz iş yapanlar için kullanılır.</p>
<p>Yedi iklim dört bucak: Hemen her yer bütün dünya.&#8221;Yedi iklim dört bucak dolaştı durdu.&#8221;</p>
<p>Yedi kat yabancı: El ne akraba ne tanıdık hiçbir yakınlığı yok.&#8221;Yedi kat yabancıyla iş yapmam diyor.&#8221;</p>
<p>Yeğ tutmak: Bir şeyi bir şeyden daha önemli görüp tercih etmek.&#8221;Kim ki öbür dünyayı bu dünyaya yeğ tutar o kazanmıştır.&#8221;</p>
<p>Ye kürküm ye: Saygının kişiliğe karşı değil zenginliğe varlığa giyim ve kuşama karşı gösterildiğini anlatmak için kullanılır.</p>
<p>Yele vermek: 1. Boşuna harcamak. 2. Savurmak.&#8221;Bütün parayı yele vermek zorunda mıydın?&#8221;</p>
<p>Yelkenleri suya indirmek: Israrından iddiasından direnmekten vazgeçip karşısındakinin dediğini kabul etmek; yüksekten atıp tutmayı bırakarak yumuşamak.&#8221;Yelkenleri nasıl da suya indi dediğini yaptıramayınca.&#8221;</p>
<p>Yel yeperek yelken kürek: Telâş içinde çok acele olarak heyecanla.</p>
<p>Yemeden içmeden kesilmek: Bir üzüntü korku ya da heyecan sebebiyle yiyemez duruma gelmek iştahı kapanmak.&#8221;Yemeden içmeden esildi âşık mıdır nedir?&#8221;</p>
<p>Yeme de yanında yat: İstek uyandıran görünüşü çok çekici olan çok lezzetli yemekler için kullanılır.</p>
<p>Yemin etsem başım ağrımaz: &#8220;Gerçek olduğundan eminim bu konuda yemin de edebilirim&#8221; anlamında kullanılır.</p>
<p>Yenilir yutulur gibi değil: 1. Yenmeyecek nitelikte (yiyecekler için). 2. Aşırı çok pahalı. 3. Çok ağır kabul edilmez (söz). 4. Kendisiyle başa çıkılamayacak durumda olan.&#8221;Doğrusu yenilir yutulur gibi değildi o sözler.&#8221;</p>
<p>Yer almak: 1. Bir şey yapanların arasında bulunmak. 2. Adına ayrılan yerde bulunmak&#8221;Şiir komisyonunda sen de yer aldın mı?&#8221;</p>
<p>Yer cücesi: Ufak tefek olduğu gibi kurnaz fitneci çok bilmiş kimse.</p>
<p>Yer demir gök bakır: &#8220;Hiçbir yerden yardım alma umudu kalmadı bütün kapılar kapalı yardım imkânları ortadan kalktı kime baş vurdumsa elim boş döndüm&#8221; anlamında çaresizliği anlatmak için kullanılır.</p>
<p>Yerden yere çalmak: Çok hırpalamak acınacak duruma düşürmek zor durumlarda bırakmak.&#8221;Bütün milletin içinde yerden yere çaldı delikanlıyı.&#8221;</p>
<p>Yere bakan yürek yakan: Uslu uysal sessiz görünüp gizliden gizliye ve sinsice dolap çeviren kötülük yapan kimse.&#8221;Desene yere bakan yürek yakan cinstenmiş o da.&#8221;</p>
<p>Yere göğe koyamamak: Çok önem vermek nasıl ağırlayacağını ve memnun edip mutlu kılacağını bilememek.</p>
<p>Yer etmek: 1. İz bırakmak. 2. İyice yerleşmek.&#8221;Bu sözler kulağına iyice yer eder umarım.&#8221;</p>
<p>Yerinde duramamak: Sürekli hareket etmek kıpırdanmak sabırsızlanmak içi içine sığmamak eyleme geçmek için telâş içinde dolaşmak.&#8221;Gelecekleri haberini alınca ne yapacağını şaşırdı; yerinde duramıyor sağa sola koşturup duruyordu.&#8221;</p>
<p>Yerinden oynamak: 1. Bulunduğu bir yerden ayrılmak. 2. Hareketli heyecanlı gürültülü karışık bir zaman yaşamak.&#8221;O büyük kahramanın dönüş haberi gelir gelmez şehir yerinden oynamıştı sanki!&#8221; </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuldersi.com/y-harfiyle-baslayan-deyimler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Z&#8221; Harfiyle Başlayan Deyimler</title>
		<link>http://www.okuldersi.com/z-harfiyle-baslayan-deyimler/</link>
		<comments>http://www.okuldersi.com/z-harfiyle-baslayan-deyimler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 May 2010 20:39:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA["Z" Harfiyle Başlayan Deyimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuldersi.com/z-harfiyle-baslayan-deyimler/</guid>
		<description><![CDATA[Zahmet çekmek: Sıkıntı güçlük yorgunluk ve eziyetlere katlanmak.&#8221;Senin adam olman için az zahmet çekmedim ben.&#8221;

Zahmete sokmak: Birine sıkıntı güçlük ve yorgunluk vermek; masraf ettirmek.&#8221;Adamcağızı durup dururken zahmete sokmuşsunuz.&#8221;
Zaman kazanmak: Birini oyalayarak ihtiyacı olduğu zamanı mümkün olduğunca uzatmaya çalışmak.
Zaman kollamak: 1. Uygun bir fırsat beklemek. 2. Bir işin sırasını beklemek.&#8221;Zamanını kolla öyle gir işe zamansız girip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zahmet çekmek: Sıkıntı güçlük yorgunluk ve eziyetlere katlanmak.&#8221;Senin adam olman için az zahmet çekmedim ben.&#8221;</p>
<p><span id="more-5674"></span></p>
<p>Zahmete sokmak: Birine sıkıntı güçlük ve yorgunluk vermek; masraf ettirmek.&#8221;Adamcağızı durup dururken zahmete sokmuşsunuz.&#8221;</p>
<p>Zaman kazanmak: Birini oyalayarak ihtiyacı olduğu zamanı mümkün olduğunca uzatmaya çalışmak.</p>
<p>Zaman kollamak: 1. Uygun bir fırsat beklemek. 2. Bir işin sırasını beklemek.&#8221;Zamanını kolla öyle gir işe zamansız girip de rezil olma.&#8221;</p>
<p>Zaman öldürmek: Kimi şeylerle uğraşarak belli bir zamanın geçmesini sağlamak boş şeylerle vakit geçirmek.&#8221;Burda beklemekle zaman öldürüyoruz beyler.&#8221;</p>
<p>Zaman vermek: Bir iş için belli bir süre ayırmak.&#8221;Bana biraz zaman verirseniz gidip onu çağırabilirim.&#8221;</p>
<p>Zaman zaman: Belli olmayan zamanlarda ara sıra.&#8221;Zaman zaman o da aramıza katılırdı.&#8221;</p>
<p>Zamane çocuğu: Eski nesile göre hayli yadırganacak davranışlarda bulunup sözler sarf eden kimse.&#8221;Zamane çocuğu ne olacak.&#8221;</p>
<p>Zar tutmak: Tavla oyununda istediği sayıyı getirmek için atmadan önce zarlara parmaklar arasında belli bir biçim verip öyle atmak.</p>
<p>Zart zurt etmek: Bağırıp çağırarak yükseklerden atıp tutarak çıkışmak; kendini büyük göstererek kaba kuvvet gösterisinde bulunmak.</p>
<p>Zar zor: 1. Güçlükle zorla. 2. &#8220;Ucu ucuna kıt kanaat istenilen ölçüye ancak yaklaşabildi.&#8221; anlamında kullanılır.&#8221;Zar zor getirdik adamı.&#8221;</p>
<p>Zehir etmek: Bir şeyin tadını kaçırmak iyiyken kötü duruma sokmak.&#8221;Yediğim şu yemeği zehir ettiniz bana.&#8221;</p>
<p>Zehir zemberek: İnsanın içine işleyen onurunu zedeleyen çok acı söz.</p>
<p>Zembereği boşanmak: 1. Saatin zembereği kurulmaz duruma gelmek. 2. Kendini tutamayarak uzun uzun gülmek.</p>
<p>Zemheri zürafası (gibi): Kışın ince elbise giyip gezenler için söylenir.</p>
<p>Zemin hazırlamak: Bir işin gerçekleştirilmesi için uygun ortam hazırlamak meydana getirmek.</p>
<p>Zemzemle yıkanmış olmak: Biri ötekine göre çok daha iyi nitelikte olmak.</p>
<p>Zerre kadar: Hiç denecek kadar az.&#8221;Onu zerre kadar sevmiyorum.&#8221;</p>
<p>Zevahiri kurtarmak: Bir işi gereği gibi değil de üstünkörü yapmak ve böylece söz gelmesini önlemek görünüşü kurtarmak.&#8221;Bu girişimimizle zevahiri kurtardık daha ne istiyorsun?&#8221;</p>
<p>Zeval bulmak: Son bulmak bozulup yok olmak çökmek.</p>
<p>Zeval vermemek: Zarar ziyan vermemek korumak.&#8221;Allah kimseye zeval vermesin.&#8221;</p>
<p>Zevkten dört köşe olmak: Çok mutlu olduğu anlaşılmak çok sevinip keyiflenmek ve aşırı zevk duymak.&#8221;Takımı galip gelince zevkten dört köşe oldu.&#8221;</p>
<p>Zevkine varmak: Bir şeyin tadını alabilmek çıkarmak ve duymak; inceliklerini görebilmek.&#8221;O sabah manzaranın zevkine vardık.&#8221;</p>
<p>Zevkini çıkarmak: Bir şeyin tadından güzelliğinden olabildiğince yararlanabilmek.&#8221;Gelin şu gezinin zevkini çıkaralım.&#8221;</p>
<p>Zeytinyağı gibi üste çıkmak: Bir konuda haksız olduğunu kabullenmeyerek kurnazlıkla kendini haklı ya da suçsuz çıkarmaya çalışmak.</p>
<p>Zıddına gitmek: Karşısındakini sinirlendirmek sinirini bozmak; bir şeyin tersine hareket etmek.&#8221;Niçin devamlı benim zıddıma gidiyorsun.&#8221;</p>
<p>Zılgıt yemek: Azarlanmak paylanmak.&#8221;Senin yüzünden öğretmenden zılgıt yedik.&#8221; </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuldersi.com/z-harfiyle-baslayan-deyimler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Virgül &#8211; Virgül Nedir</title>
		<link>http://www.okuldersi.com/virgul-virgul-nedir/</link>
		<comments>http://www.okuldersi.com/virgul-virgul-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 May 2010 07:10:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Virgül - Virgül Nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuldersi.com/virgul-virgul-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[Virgül () bir noktalama işaretidir.
Virgül kelimesi Fransızca kökenlidir. TDK sözlüğüne göre &#8220;Yazılı cümlelerde birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime grupları arasına konulan kısa bir durmayı göstermek için kullanılan noktalama işareti&#8221;dir . &#8220;&#8221; ile gösterilir. 

Eski Türkçe&#8217;de &#8220;aralık ara kesinti&#8221; anlamlarına gelen fasıla sözcüğü bu noktalama işareti için virgül anlamında kullanılırdı.
a)Yazıda sıralanan eş görevli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Virgül () bir noktalama işaretidir.<br />
Virgül kelimesi Fransızca kökenlidir. TDK sözlüğüne göre &#8220;Yazılı cümlelerde birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime grupları arasına konulan kısa bir durmayı göstermek için kullanılan noktalama işareti&#8221;dir . &#8220;&#8221; ile gösterilir. </p>
<p><span id="more-5673"></span></p>
<p>Eski Türkçe&#8217;de &#8220;aralık ara kesinti&#8221; anlamlarına gelen fasıla sözcüğü bu noktalama işareti için virgül anlamında kullanılırdı.</p>
<p>a)Yazıda sıralanan eş görevli sözcükler ya da söz gruplarını ayırmada kullanılır:<br />
*O kitabı aradım  buldum.<br />
*FıratDicle önemli nehirlerimizdendir.<br />
*Çalıkuşu’nu Huzur’u İntibah’ı okudun mu?<br />
*Kitabı açtı birkaç sayfa çevirdi  yüksek sesle okumaya başladı.<br />
*Yakında yine bahar gelecek ağaçlar çiçek açacak kediler damlara çıkacak. </p>
<p>b)Anlama güç katmak için tekrarlanan sözler arasına konur:<br />
*Oğlunu  kadersiz oğlunu bir daha göğsüne bastı.<br />
*Akşamyine akşam yine akşam</p>
<p>c)Hitaplardan sonra kullanılır:<br />
*Sevgili Kızım *Değerli Öğretmenim * Saygıdeğer Müdürüm<br />
d)Yüklemden uzak kalmış özneden sonra konur:<br />
*Ahmet Haşim şiirde anlamın kapalı olmasına ve musikiye önem vermiş bir şairimizdir.<br />
*İşte bu adam Türkiye’yi pislikten kurtaracak tek adamdır.<br />
*Tatlılarkalorisi fazla ;fakat vitamini az besinlerdir.</p>
<p>e)Cümlede vurgulanmak istenen ögelerden sonra konur.<br />
*Yarınburaya geleceksin ve bu işi çabucak bitireceksin.</p>
<p>f)Anlam karışıklığına meydan vermemek için adlaşmış sıfatlardan sonra kullanılır:<br />
*Genç adama ters ters baktı.<br />
*Hırsız çocuğu kovaladı.<br />
*Yaralı kadının yüzüne bakıyordu.<br />
*İhtiyar adamın suratına tükürdü.</p>
<p>g)Bazı cümlelerde anlam karışıklığını önlemek için kullanılır:<br />
*Oku; adam ol baban gibi eşek olma.<br />
*Siz de kazançlı çıkmak istiyorsanız benim gibi hanımları alışverişe gönderin.</p>
<p>ğ)Bir addan önce gelen zamirlerden sonra kullanılır:<br />
*O şiiri niçin ezberlememiş?<br />
*O güzel günlerine yeniden dönebilse. *Bu kadını bir daha görmemiş.<br />
*Şu bahçeye dikilecekmiş.</p>
<p>h)Arasözlerin başında ve sonunda kullanılır. </p>
<p>*Bu büyük komutanı Atatürk’ü saygıyla anıyoruz.<br />
*Bu yöre Sibirya ve çevresialabildiğine soğuktur.<br />
*Örnek olsun diye örnek istemez ya söylüyorum.<br />
*Bir kuş bir çiçek bir böcek ne bileyim ben her şey onun ilgisini çekiyordu.<br />
*Ben de Ankara’da o güzelim başkentte beş yıl kaldım.</p>
<p>I)Yazıda tırnak içine alınmamış aktarma cümlelerin sonunda tırnak işareti yerine kullanılır:<br />
*Minareyi çalan kılıfını hazırlar diyordu.<br />
*Artık sevmeyeceğimdedi.</p>
<p>i)Cümle başında kullanılan “evethayıryokyoopekitamamhayhayolur<br />
haydielbette…” gibi sözcüklerden sonra kullanılır:<br />
*Hayır bu işi sevmedim. *Evet yarın sınavsınız. *Yooişte bunu yapamam dedi.</p>
<p>alıntı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuldersi.com/virgul-virgul-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
